Evet ‘Merhaba kendi kararlarımızı vermek!‘ başlığı yanlış duymadınız. Herkesin ilk blog maceresında kullandığı şeydir ‘Merhaba Dünya!’ ancak uzun bir süredir yapamadığım farkındalıkların bir başlangıcı olarak bu başlığı verdim konuma.

Biz insan oğlu olarak niye yaşıyoruz? Bu soruyu kendimize çoğu zaman sorarız, bende soruyorum, bazen ayda bir bazen her gün. Bulduğumuz cevaplar bizi ne kadar tatmin ediyor? Buda işin trajedisi aslında.
Hepimiz bu hayatta mutluluğu arıyoruz, istiyoruz, bekliyoruz. Ancak bunun için bir çabamız var mı? Bugün bunu konu üzerine konuşacağım.

Hayatta kendi kararlarımızı vermek; tuhaf bir başlık değil mi? Bakıldığında hepimiz yetişkin birer bireyiz kendi kararlarımız kendimiz verebiliyoruz. Ancak bu kararların ne kadarını kendimiz verebiliyoruz? Bunun farkında mıyız? Farkındaysak ne kadar farkındayız?

Benim yaşım 22, belirli bir olgunluğa ulaştığımı düşünsemde tanıdığım, tanıştığım her insandan sürekli birşeyler öğrenmeye, onun hayatıma birşeyler katacağını düşürüm. Akıl ve erdemin yaşla kesinlikle alakalı bir durum olmasından öte, yaşanmışlıkla alakalı olduğunu savunuyorum.

Bugün bir abimle sohbetimde, aslında kendi kararlarımı kendimin veremediğini fark ettim. Tabi ki bu tüm kararlarım için değildi elbet. Ama hayatta herşeyin çıkarlarımız doğrultusunda şekillendiğini de bilmemezlikten gelemedim. Hayatta yapamadığımız, başaramadığımız herşeye bir bahanemiz var değil mi?
Bu bahanelerde farkında olmadığımız şey ise, hayata 1-0 yenik başlamamız. Ben üniversiteye başlamadan ve yanlız yaşamayı öğrenmeden önce bir çok alanda hayata 1-0 yenik başladım. Bunun ne kadarını dengeledim, ne kadarını başardım bunu zaman gösterdi.

Her insan, yanında birileri ona destek olan, onu kollayan, ona istediğini veren bir insan olsun ister değil mi? Bende böyle düşünürdüm. Ancak bu düşüncemizde yanlış olan, o insanların bize iyilik yapmaktan çok kötülük yapmış olması. Evet yanlış duymadınız sevdiklerimiz bizim iyiliğimiz için hep bizlere nasihat, destek ve yardım eder.
Ama bu bizi ne kadar doğru kararlar vermemizi sağlar? Bunu hiç düşündük mü? O an doğru olan Ahmet’in Mehmet’in bize sunduğu fikirdi ve bizlerde bunu kabul ettik. Doğru olduğunu düşündük. Ama bizim istediğimiz neydi?

Bizim istediğimiz aslında yanlışı yapmaktı. Evet doğru duydunuz yanlışı yapmaktı. Belki şuan beni eleştireceksiniz haklısınız, o halde sizde bana nasihat verenlerdesiniz :) Yanlışı yapmaktı çünkü, kendi kararımız yanlışı istemekti. Bizi başkasının yönlendirmesi değil, yanlışı tekrar tekrar yapıp, verilen tavsiyeyle doğruyu yapmak değil, onun yanlış olduğunu öğrenip doğruyu zihnimizde öğrenmekti. Şuan bunları okurken zihninizden sevdiklerimizin doğruları doğrultusunda yaptığımız yanlışları düşündünüz mü? Ben bunları öğrenirken hepsi film şeridi misali düşündüm.

Sizlere bir kaç örnekle olayı özetleyeyim;
Ben 22 yaşındayım, bunun 21 senesi kilolu bir insan olarak yaşadım bu hayatı. Gerek annemin ‘Tabağındaki lokmayı bitir oğlum!’ lafından, gerek yemeyi sevdiğimden gerek psikolojik derken 21 sene kilo ala ala 114 kiloaya kadar çıktım. Ta ki 02.10.2013 e kadar. Geçen yaz bir tanıdığım ablamın akupunktur(bir uzak doğu zayıflama yönetimi. bkz: akupunktur) tedavisiyle 2 ayda 25 kilo verdiğine şahit oldum. Hemen heyecanlandım tavsiyeler tavsiyeler destekler, dedim bende gideceğim.
ve 02.10.2013 tarihinde tedaviye gittim. Şuan tarih 17.07.2014 yaklaşık 9.5 ay olmuş, ve şuan 76 kiloyum ve toplamda 38 kilo verdim. Mutlumuyum evet çok mutluyum, ama korkuyorum niye mi? Çünkü kulağımdaki inelere bağımlı oldum, çıkarırsam kilo alacağım diye korkuyorum ki yarın sabah tedavi süresi bitiyor ve iğneleri çıkaracağım. Ben 21 sene neden kendim zayıflayamadım? Bu soruyu kendime sormakta bir hayli geç kaldım. Ben bunca sene neden insanların o diyeti dene, bu dukan diyetini dene laflarına inandım. Ben neden çözümü vücuduma her hafta batırılan iğnelerde aradım? Şimdi bunları soruyorum kendime. Neden kendi kararımı kendim verip beynime hükmedemedim?
Şimdi anlıyorum bazı şeyleri, yok arkadaş korkuyosam o kiloları alırım. Ama bugün kendi kararımı vermek adına birşeyler yapıp o iğneleri yarın değil, hemen şimdi çıkarıyorum. Kendi irademle, kendi isteğimle kendi ‘KARARIMLA’ bundan sonraki hayatımı kilolu bir insan olarak yaşamak yerine, istediğim ve kararım doğrultusunda olmak istediğim bir insan gibi yaşamayı seçiyorum. Bu benim için miladtır.

Bunu şöyle de düşünebilirsiniz, baba parası yiyen birisi düşünün, o insanlar zoru bilmez, o insanlara günlük 100 bin lira da verseniz, gelen para nasıl olsa geliyor der o para o gün biter. Çünkü kendi parasını kazanma kararını, kendisi verememiştir. Birde kendi parasını kazanan bir insan düşünün. O insan zoru bilir, bir yere para harcarken o paranın kendi için olan önemini bilir. En basitinden zengin kız fakir oğlan muhabbeti gibidir hayat. Psikolojik tedavi alanlar tayfası vardır değil mi? Belki sizde o tayfaya dahilsiniz. Sevgili kardeşim bizim beynimize hükmetmesi için niye bir başkasına para veriyorsun? Sen kendi kararlarını neden kendin veremiyorsun?
Evet haklısın bu kadar kolay değil. Anlıyorum, biliyorum. Ama önce biraz düşün, sonra yine düşün, yanlış olduğunu bilsende düşün, dene.. Olmadı mı kendi kararın arkadaşım onun artık yanlış olduğunu biliyorsun, artık doğruyu bulabilirsin. Doğruya gidebilirsin. Sana uzatılan her eli tutuyorsun, iyilik yapıyorlar değil mi onlar bize? Aslında iyilik değil, onların tuttuğu bize verdiği eller sayesinde kalkıyoruz düştüğümüz yerden. Ama bir gün düştüğünde etrafına baktığında yanlız kaldığında, yine o elleri arıcaksın. Arama. O elleri tutma! Tutmaki düştüğünde kendin kalkabilesin. O ele ihtiyacın yok. Bir şeyi yapamadın mı? Başaramadın mı? tekrar dene. Başkasından yardım isteme. Bu hayatta seni senden başka kurtaracak kimse yok. Farkına var!

En büyük hatamızda bu değil mi zaten, birşeylerin farkına varmak. Hayatta hiç birşey için geç değil arkadaşım. Kendin olmayı, kendi kararlarını verebilmeyi öğrenmelisin. Ben öğrendim demiyorum, ama öğrenmek için adım attım bu gece.

Ben kendi kararımla istediğim ‘herşeyi‘ başarabilirim. Artık bunu biliyorum. Sende artık kendin için birşey yap, başkasının sana dediklerini boşver, kendi bildiğini yap, kendi kararlarını kendin ver. Yoksa hayatının sonuna kadar hep başkalarının düşünceleriyle yaşarsın.

Bir başkasının düşüncesi olma, kendi kendinin düşüncesi ol. Yani arkadaşım uzun lafın kısası ‘Kendin Ol!

Sevgilerle.